20 Şubat 2018 Salı

SCED484 - 2

Pazartesi günü benim için hem gergin hem de eğlenceli geçti. Gerginliğin sebebi (kendime geçen hafta 2 vermiş olduğumdan da anlaşılacağı üzere) kaygılarımı bir kenara bırakamam. Her ne kadar İnanç Hoca zaten kaygıyı yok etmiyoruz onu kullanmasını öğreneceğiz dese de kolay bir iş değil. Tabi ki hocanın da sihirli bir değneği yok. Hadi birazcık da Sena'ya öz güven vereyim falan vereyim demekle olmuyor. Biraz zaman alacak ama ne kadar alacak bu konuda ben de meraklar içerisindeyim :D Ders benim için gergindi ancak bir o kadar da eğlendim. Çünkü başkalarını izlemek çok keyifli (kendimi değil :D). 

Bu dersin bir  tuhaf yanı da bu derse hep kafam yanmış şekilde geliyorum ve başım hep ağrıyor. Oysa bu dersten çıkarken de gülmekten karnım ağrıyor ve kafam rahatlıyor. Gerçekten bu ağrılar ne kadar zıt etkilere sahip olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum.

Dersle ilgili daha da değerlendirecek olursam bu kadar insanı bir şov yaptırma bence büyük bir yük ancak İnanç Hoca altından da kalktı helal olsun. Herkese farklı konsept ve temalarda oyunlar oynatarak hepimizi bir şekilde dahil etti ve bu durum beni düşündüğüm kadar da rahatsız etmedi. Evet ayaklarım titredi, böyle ilk kelimenin ağzımdan zor çıktığını hissettim, hocanın "oyuncak ayı" ve "kapı tokmağı" temalarından bahsettiğini anlamam uzun sürdü, yüzümün kızardığını, bir sıcaklık basması hissettim yalan yok. Hatta en rahatladığım an yerime oturduğum andı.

 Ama buraya bir şeyler öğrenmeye kendi isteğimle geldim ve devam etmek istiyorum çünkü problemlerimi zamanla aşabileceğime olan inancımın hala içimde bir yerlerde... (tam olarak nerede olduğunu bilemesem de)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder